ALLAH'IN İNANANLARA VAADİ VE YARDIMI


Her dönemde inkar edenler, Kuran'ın "… Ancak insanların çoğu iman etmezler" (Rad Suresi, 1) ayetinde bildirildiği gibi, yeryüzündeki insanların çoğunluğunu oluşturur.

İnkarcılar her zaman Müslümanlara karşı sayıca üstün durumdadır. Bu yüzden de bu akılsız ve basiretsiz insanlar kendilerini daima doğru yolda sanırlar. Sahip oldukları maddi güçlerinin ve sayılarının inananlardan fazla olması, onlara bir güven duygusu verir. Bu nedenle olayları hep dış görünüşe göre değerlendiren cahiliye insanları, kendilerinin üstün olduğundan yüzde yüz emin olarak hareket ederler. Ama farkına varamadıkları çok büyük bir gerçek vardır ki, o da Allah'ın müminlere olan vaadi ve desteğidir:


… Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez. (Nisa Suresi, 141)


Allah yukarıdaki ayetinde dikkat çektiği gibi, herşeyi müminlerin lehine kılar ve onları çeşitli yollardan destekler. İnşirah Suresi'nde Müslüman için her zorlukla birlikte kolaylığın da yaratıldığı sırrı verilmektedir. Hastalığı yaratan Allah'ın şifayı da yaratması gibi, her zorluk da yanında kolaylığı ile beraber meydana gelmektedir. Bu gerçek şöyle haber verilmiştir:


Demek ki gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır. (İnşirah Suresi, 5-6)


Allah'ın bu desteği ve yardımını sadece müminler bilirler. Ve onlar, hayatları boyunca ne ile karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, Allah'ın daima inananların velisi ve yardımcısı olduğunu bilmenin getirdiği güven ve huzur duygusu ile hareket ederler. Allah kullarına şöyle vaat etmiştir:


Allah, sizin düşmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter. (Nisa Suresi, 45)


İnkarcıların ve münafıkların ise pek çok korkusu vardır. Yalnızca Allah'a iman etmedikleri, O'na şirk koştukları, her olayı ve varlığı başıboş zannettikleri için daima bir korku ve tedirginlik içinde yaşam sürerler. İşte bu, Allah'ın müminlere karşı mücadele edenlerin kalplerine saldığı bir korkudur:


Rabbin meleklere vahyetmişti ki: "Şüphesiz Ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkar edenlerin kalblerine amansız bir korku salacağım…" (Enfal Suresi, 12)



Allah'ın yardım ve desteği Müslümanın hayatının tamamını kapsar. Tarih boyunca Allah inananlara çeşitli yollarla yardımını ulaştırmıştır. Kimi zaman peygamberlerine mucizeler vermiş; kimi zaman Müslümanları görünmeyen ordular ve meleklerle, hatta doğa olaylarıyla desteklemiş; kimi zaman gerçekleşmesi imkansız gibi görünen olayların gerçekleşmesini sağlamıştır. Kuran'da verilen bu örneklerden bazıları şöyledir:


Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece Biz de onların üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı görendir. (Ahzab Suresi, 9)


Siz Rabbinizden yardım taleb ediyordunuz. O da: "Şüphesiz Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediciyim" diye cevap vermişti. (Enfal Suresi, 9)


Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet (ibret) vardır. Bir topluluk, Allah yolunda çarpışıyordu, diğeri ise kafirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı. İşte Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır. (Al-i İmran Suresi, 13)


MÜMİNLERE KURULAN TUZAKLARIN TÜMÜ BAŞTAN BOZULMUŞTUR


İnkar edenler müminlere karşı yürüttükleri mücadelelerinde her türlü sinsi yönteme başvururlar. Bu yöntemlerin en çok kullanılanlarından biri de müminlerin aleyhinde ittifak ederek onlara çeşitli tuzaklar kurmaktır.

Sayıca fazla oldukları için ve tuzaklarını gizli gizli kurdukları için başarılı olacaklarını düşünen inkarcılar, planlarını yaparken iki kişinin üçüncüsünün, üç kişinin dördüncüsünün Allah olduğunu unutmaktadırlar. Allah'ın insanlara şah damarından daha yakın olduğu gerçeğinden ise tamamen gaflettedirler. Halbuki Allah gizleseler de açığa vursalar da "sinelerin özünde saklı duranı bilendir".

İnkarcıların müminlerin aleyhinde akıllarından geçirdikleri her fikri, kurdukları her tuzağı, yaptıkları her planı da Allah en ince ayrıntısına kadar bilir.


En önemlisi de herşeyin bilgisine sahip olan Allah, Kuran'da inkarcıların kurdukları tuzakların tümünün baştan bozulmuş olduğunu haber vermiştir. Ne kadar zekice, ne kadar sinsice, ne kadar büyük olursa olsun müminlerin aleyhinde kurulan tüm tuzakları herşeyin Yaratıcısı olan Allah'ın yıkacağı Kuran'da şöyle bildirilir:


... Gerçekten Allah, kafirlerin hileli düzenlerini boşa çıkarıcıdır. (Enfal Suresi, 18)


Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah Katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır. (İbrahim Suresi, 46)


Bunların yanı sıra Allah, bu tuzakların salih kullarına zarar veremeyeceğini bildirmiş, bu tuzakların hepsinin onları kuranların kendilerine döneceğini de haber vermiştir:


… Oysa hileli düzen kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın. (Fatır Suresi, 43)


Bu noktada belirtilmesi gereken çok önemli bir husus şudur: İnananların Allah'ın bu vaadine (inkarcıların tuzaklarını boşa çıkarması) güvenleri tamdır. Allah'ın yardımının daima kendileriyle beraber olduğu gerçeğini bilerek tevekkül içerisinde yaşarlar. Baştan beri üzerinde durduğumuz gibi, bu mütevekkil ruh halleri sayesinde de, karşılaştıkları her olaydaki hayır ve hikmetleri görebilir, göremeseler bile her olayın müminler için mutlak hayırla sonuçlanacağına kesin bir bilgiyle iman ederler.


"GALİP GELECEK OLANLAR ALLAH'IN TARAFTARLARIDIR"


Müslümanlar "şer" gibi görünen olayları dahi hayır gözüyle değerlendirmelerinin ve Allah'ı vekil edinmelerinin karşılığını, hep en güzel şekilde almışlardır. Ayetlerde şöyle buyrulur:


Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir. Bundan dolayı, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir. (Al-i İmran Suresi, 173-174)



Şunu hatırlatmak gerekir ki, kimi zaman dışarıdan bakıldığında zahiren inkarcılar üstünlük sağlamış gibi görünebilirler. Oysa bu, sadece Allah'ın inananlara yönelik bir denemesidir. Böylelikle salih müminler ile gevşeklik gösterenler birbirlerinden ayrılmaktadır. Tevekkül eden, sabreden ve olaylara hayır gözüyle bakan Müslümanlar hiç şüphesiz Allah'a olan güvenlerini ve sadakatlerini açıkça ortaya koymaktadırlar. İşte bu nedenle dünyada ve ahirette Allah'ın rızasını kazanarak galip ve üstün gelecek olanlar, her zaman inananlardır:


Kim Allah'ı, Resulü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır. (Maide Suresi, 56)